Estetikte Bazen 1 + 1 = 3

Dr. Aslı Tamer 4 dk okuma

“Doktor Hanım, yüzüm biraz toparlansın ama yanaklarım benden önce odaya girmesin!” Bu cümleyi birebir duymasam da anlatılmak isteneni kliniğimde sık duyuyorum. Daha dinç görünmek, yüz hatlarının biraz belirginleşmesini istemek, ama aynaya bakınca yine kendini görmek… Benim de sevdiğim yaklaşım bu. Çünkü yüzümüzün ihtiyacı her zaman daha fazla hacim değil. Bazen mesele, zamanla azalan desteği doğru yerde yerine koymak. Hibrit dolgular da uygun hastalarda bu nedenle sık başvurduğum seçeneklerden biri. Hibrit derken? Dolgunun da mı hibriti çıktı? Evet, ama şarja takılmıyor!

Buradaki “hibrit”, iki farklı bileşenin aynı formülasyonda buluşmasını anlatıyor: Hyaluronik asit ve kalsiyum hidroksiapatit, yani CaHA.

İsimler biraz kimya sınavı gibi gelebilir; görev dağılımları ise oldukça anlaşılır.

Hyaluronik asit, erken dönemde hacim ve doku desteği sağlıyor. CaHA mikroküreleri ise zaman içinde cildin kolajen üretimini uyarmaya yardımcı oluyor.

Bir ekip düşünün: Biri başlangıçtaki desteğe katkı sunuyor, diğeri zaman içinde gelişen doku yanıtında rol alıyor. İkisi de aynı işi yapmaya çalışmıyor; birbirini tamamlıyor.

İşte bu yüzden bazen 1 + 1 = 3 diyorum.

Matematik öğretmenlerimiz rahat olsun, dört işlemi değiştirmiyoruz.

“1 + 1 = 3” derken sonucun üç kat güçlü olduğunu söylemiyorum. Bu, iki farklı etkinin birlikte oluşturabildiği katkıyı anlatan bir benzetme.

Bir yandan hacim ve yapısal destek, diğer yandan kolajen uyarımı… Uygun hastada bu iki hedefi birlikte ele alabilmek, hibrit dolguları benim için ilgi çekici kılıyor.

Çünkü yüzün yalnızca bugün nasıl göründüğünü değil, zaman içinde nasıl bir yanıt verebileceğini de düşünüyorum.

Neden kliniğimde sık tercih ediyorum?

Yüz yaşlanması, yalnızca “bir yerler boşalmış, dolduralım” meselesi değil.

Bazen hacim kaybı var. Bazen dokuların desteği azalmış. Bazen de ikisi el ele vermiş, yüzün daha yorgun görünmesine neden olmuş.

Böyle bir yüzde yalnızca hacim eklemeye odaklanmak, hastamın istediği sonucu karşılamayabilir. Benim hedefim, yüzü gereğinden fazla dolgunlaştırmadan daha dengeli ve toparlanmış bir görünümü desteklemek.

Hibrit dolguları da özellikle hacim kaybı ile hafif doku gevşemesinin birlikte olduğu uygun hastalarda değerlendiriyorum.

Elbette her yüzün reçetesi aynı değil. Arkadaşınıza çok yakışan bir uygulama, sizin yüzünüzün ihtiyacı olmayabilir. Estetikte “Ona yaptık, size de aynısını yapalım” yaklaşımına pek yer yok.

Peki, ürün seçerken neye bakıyorum?

Üzerinde “hibrit” yazması benim için tek başına yeterli değil. İşin mutfağına da bakıyorum.

Tercih ettiğim formülasyonda, çapraz bağlı hyaluronik asit jel ile CaHA mikroküreleri üretim aşamasında bir araya getirilmiş ve kullanıma hazır hâlde sunulmuş oluyor. Yani uygulama sırasında iki ayrı ürünü karıştırmaktan söz etmiyoruz.

Formülasyonun dokuya sağlayacağı destek, klinik verileri, ürünün orijinalliği ve izlenebilirliği benim için önemli. İçeriğindeki lokal anestezik bileşen de uygulama konforuna katkı sağlayabiliyor.

Ama bütün bunlardan önce cevapladığım bir soru var:

“Bu yüzün gerçekten buna ihtiyacı var mı?”

Cilt kalınlığına, yüz hatlarına, mevcut hacme, önceki işlemlere ve kişinin beklentisine bakıyorum. Gerektiğinde ultrasonla değerlendirmeden de yararlanıyorum.

Çünkü en iyi plan, en çok ürün kullanılan plan değil; ihtiyaca en uygun olan plan.

Her yere uygulayabilir miyiz?

Hibrit dolguya “Madem iyi, yüzün her yerine yapalım” diye yaklaşmıyoruz.

Burada anlattığım formülasyon dudak ve göz çevresi için uygun değil. Her ürünün bir kullanım alanı, her bölgenin de kendine özgü anatomisi var.

Bir başka önemli nokta da şu: İçinde hyaluronik asit bulunması, ürünün tamamının eritilebileceği anlamına gelmiyor. Dolgu eritmede kullanılan hyaluronidaz enzimi, CaHA bileşenini eritmez.

Bu yüzden benim için en önemli aşama, işlem başlamadan önceki değerlendirme.

Aynaya ne zaman bakalım?

Bakın tabii, aynaları kaldırmıyoruz! Ama ilk gün gördüğünüzü nihai sonuç ilan etmeyin.

Hyaluronik asidin sağladığı desteğin bir kısmı erken dönemde fark edilebilir. İşlem sonrası şişlik de görüntüye eşlik edebilir. Kolajenle ilişkili değişiklikler ise zaman içinde gelişir.

Yani cildin kendi çalışma takvimi var; “Yarın önemli bir davetim var, kolajen biraz hızlansa?” talebimize göre işlemiyor.

Sonucu takiplerde, dokular sakinleştikçe değerlendiriyoruz. Değişimin derecesi ve kalıcılığı da kişiden kişiye farklılık gösteriyor.

Ben hibrit dolguları, doğru hastada iki farklı ihtiyacı birlikte ele almama yardımcı olduğu için seviyorum. Amacım yüzünüzü değiştirmek değil; yüzünüzün ihtiyacı olan desteği, ifadenizle uyumlu biçimde sağlamak. Aynadaki kişi yine siz olun. Sadece yüzünüz, kendinizi hissettiğiniz kadar dinç görünsün.

Dr. Aslı Tamer Medikal Estetik Hekimi
Sıradaki yazılar